25 Mart 2013 Pazartesi

Volkswagen GTI.. *das Auto*



Volkswagen’in geleneksel GTI serisini hepimiz az çok biliyoruz aslında.
Şöyle bir gözden geçirecek olursak; ön panjuru çevreleyen kırmızı şerit, liseli kız eteğini andıran “ekoseli” koltuk döşemesi, kırmızı dikişli direksiyon simidi, vites topuzu ve elfreni döşemeleri, nispeten büyük ve farklı jantları  vs. ile hem sportizmi hem de geleneklerini tepeden tırnağa tarzına yansıtan bir seri ile karşı karşıyayız.

Sadece tarz olarak değil, mekanik anlamda da GTI olmak, döneminin en iyi motor ve şanzımanını, en optimum süspansiyonu, sınıfına göre iddialı bir fren sistemini ve bunları sıradan bir otomobil gider maliyetine sahip olabilmeyi bir arada gerektiriyor.

Aslında ilk üretim felsefesi de bu şekilde. Dönemin Porscheleri zamanına göre çok iyi performans sunuyorlar, ancak tıpkı günümüzde olduğu gibi pek az kişinin maddi durumuna hitap edebiliyorlardı. Volkswagen, adının geldiği mantık ile halk otomobili üretirken, halk Porsche’si hedefi ile de Golf GTI'ı tasarladı. Döneminin en ucuz Porsche’si, 924, sadece 124 hp gücündeydi ve satış fiyatı ile bir VW Golf filosunu karşılayabiliyordu. 1977’de ilk jenerasyon Golf GTI, 110 hp motor gücü ile satışa çıkmıştı ki, aynı güç günümüzün araçlarında ortalama 1300 kg ağırlıkta hizmet vermeye çalışıyor. Golf GTI ise sadece 810 kg idi
:) 0’dan 100 km/s hıza 9 saniyeden daha çabuk, bir hatchback ile ve özellikle 1970'li senelerde ulaşabiliyor olmak ise, hiç şüphesiz günümüzde bir Porsche Cayman sahibi olmak kadar sofistike.

Hot-hatch tanımının temellerini atan ilk Golf GTI, baz modeline göre daha sert, yere daha yakın ve nispeten daha rahatsız ancak üzerine uğraşılmış bir süspansiyon sistemiyle sunulmuştu ki, viraj kabiliyeti olarak adından, motor gücüne göre fazla söz ettirdi.  Donanım ve konfor olarak ise, tüm GTIlar, her zaman senesinde bulunma ihtimali olan her opsiyonu en azından opsiyon listesinde barındırdı. Örneğin 2. jenerasyon GTI’ın opsiyon listesinde cd çalarlı teyp söz konusu.
:) (Dip not: 1992 :))

Hatta VW, bu donanım ve konfor konusunu bir dönem o kadar çok abarttı ki, bir dönem GTI diye satılan modeller hatchback kasada Mercedes E serisi konforu sunar hale gelmişti. Ancak ne yazık ki gerçek bir GTI performansı sunmaktan aciz kaldı.  (Bkz. Golf Mk4 GTI :))  En sevilmeyen ve döneminde en yavaş kalan bu GTI bile tüm VW klileşerini ziyadesiyle barındırıyordu. Parça ve montaj kalitesi beklenenden çok üstündü, yol tutuş ve frenden taviz verilmemişti, bakım maliyetleri uygundu ve yıllar geçse de diriliğini ve sağlamlığını koruyacaktı.

Neyse ki sonrasında Golf Mk5 GTI ve efsaneleşen 1.8 20vT motorlu Polo GTI’lar çıkmaya başladı ki, gavurun track dayci gençleri pist kullanımında tercih edilebilecek güncel VW’ler bulmaya başladılar. :) Neden gavurun? Bizim tüm ülkede topu topu 3 tane pistimiz var, haliyle hem pistte arabanı istediğin gibi zorlama maliyeti yüksek, hem insanımın pist kültürü zayıf. Otobanda hızlı seyahat etmeyi, hala yarış pistinden keyifli zannedenler var. Her neyse :)

Polo, özellikle 9N ve 9N3’de tekrar can buldu. Hatta Polo, GTI Cup Edition ile gereksiz ağırlıklardan arındırılmış, kliması bile olmayan safkan spor araba haline gelmişti. Tabi ki gerek Doğuş Oto’nun satış politikaları, gerekse devletimin vergileri sebebiyle, biz bu ve bunun gibi bazı modelleri sadece Google ve Youtube’da görebildik.



Neyse ki Volkswagen, Türkiye’ye hitap eden bir model üretti de, GTI kreasyonuna ülkemiz de bir yerinden tutunmuş oldu. Doğru tahmin, artık Polo 1.4 TSI GTI’dan bahsedeceğiz :)

2010’da dünyaya gelen Polo 6R GTI, son yılların gözdesi 1.4 TFSI motor ile üretiliyor.
Turbo ve süperşarjın birlikte bulunduğu motor, 2000 devirden itibaren 250 nm tork sunuyor ki, şanzımanla mükemmel uyumu sayesinde her an ayağınızın altında patlamaya hazır bir mayın hissediyorsunuz. 180 hp gücü, rakam olarak ortalama bir değer gibi gözükse de, gerek kasanın çok ağır olmayışı gerekse kısa oranlı 7 ileri DSG’nin avantajıyla birlikte Mini Cooper S, Peugeot 207 RC, Opel Corsa OPC gibi modellerden hem daha yüksek hem de daha kullanışlı bir güç sunuyor.





0’dan 100 km/s hıza 6.9 saniyede çıktığınızda arabanın 3. vitese geçmiş olduğunu hissetmemiş olmanız muhtemel. DSG, işini çok çok iyi yapıyor. Sadece vites yükseltişleri değil, düşüşlerde de hiç hatasız ve her geçişte mükemmel. Unutmadan söyleyeyim, ben de “Otomatik vitesle işim olmaz, araba dediğin, hele sportif araba dediğin manuel olur.” Diyenlerdendim. Ancak dünyada DSG ve benzeri gerçekler olduğu sürece, bu kocaman tabu size sadece süre kaybettirirmiş, yaşayarak öğrendim. :)
 

 
Son hızı 229 km/s ölçülmüş ancak, ne kadar umrumda? Hiç. Kadranda 240-245 km/s hızları görebilir olması muhtemel. Benim için elzem olan 180-200 km/h hızlara çabuk ulaşabilmesi. O kadar top speed meraklısı bir adam olsam, muhtemelen temiz bi’ CLK 320 alır, bol bol uzun yol yapardım :)




Viraj kabiliyetine gelecek olursak, kendi arabamla henüz 1000 km bile dolduramadığımdan, testini İzmit Körfez Pisti’nde yaptığım Polo GTI'ı hatırlayalım; İlk aklıma gelen şey; ESP’nin devredışı bırakılamadığı. ESP, harikulade bir güvenlik önlemi. Gerçekten Need For Speed oynar gibi hamleler yaptırabiliyor. Ancak ben gibi, yaptığınız işe karışılmasından nefret ediyorsanız; ESP’nin devredışı bırakılamaması sizi de rahatsız edecektir.
Çözüm yok mu? Tabi ki var. Vagcom ile kodlanabiliyor(muş). En yakın zamanda deneyeceğim :)

 




 
Limitlere yaklaştığında, klasik VW olarak, yine kafadan kayma (understeer) eğilimi gösteren bir araç. O raddeye gelene kadar ise, çok çok iyi. Direksiyon mükemmel diyebilirim. Hem tok, hem çok minik dokunuşları dahi çok iyi aktarıyor ve olan biten her şeyi direksiyonda hissediyorsunuz. Hatta yol tutuş ve yönlendirme konusundaki referans hatchback Mini Cooper S ile Körfez Pisti’nde yaptığımız testte, iki aracın da ESP’si açık iken Polo daha iyi zaman çıkarmıştı desem yeterli olur herhalde :)



Peki bu araç sadece performanstan ibaret mi? Kesinlikle hayır. Kapıyı her kapattığınızda arabanızın Alman olduğunu hatırlamanız, ekose desenli ve GTI yazısı işlenmiş koltukta oturuyor, elinizi her attığınız hatta ayağınızı bastığınız her şeyde kırmızı dikişler ile özel bir arabaya bindiğinizi hatırlıyor olmanız, hareket etmezken bile sebepsizce gülmenizi sağlayabiliyor. Biliyorsunuz ki 36 yıllık bir ruh, avuçlarınızın içinde. Sadece hızlı bir otomobil kullanmıyorsunuz, GTI kullanıyorsunuz. Hem de her ihtiyaca cevap verecek donanım ile.

"Eşek kadar adamsın, buna nasıl sığıyorsun?" diyorlar. Bayağı da rahatım aslında.. Oturuş pozisyonu gayet güzel. İçerisi de benim ferah ferah yaşayabileceğim kadar iyi. (1.92’yim ve pek zayıf sayılmam :)) Yine hothatch kültürü henüz ceninken kürtajla aldırmış arkadaşlar bagaj küçük diyorlar, ben de onlara Passat öneriyorum, böylelikle bu konudan da alnımızın akıyla sıyrılıyoruz. :)




Otomobilden keyif alan arkadaşlara önerim, ilk fırsatta bir GTI ile biraz zaman geçirin. Yeni bir hot-hatch satın almayı düşünenler içinse, bu fiyata başka bir alternatif bakmak sadece zaman kaybı olur :)